İnternetteki paylaşım kültürü, eğlence endüstrisini iş modellerini değiştirmeye zorluyor!
Geçtiğimiz hafta, Müzik endüstrisinin 'dev' firmaları ve onların meslek birlikleri, Turkcell ile yaptığı bir anlaşma nedeniyle ortak bir basın toplantısı yaptı. Toplantıda, önce korsandan yakınıldı. CD, kaset gibi fiziki ürünler üzerinden yapılan satışlardaki hızlı düşüşün sürdüğü ancak dijital müzik pazarının büyüdüğünden söz edildi. Sonuçta, müzik sektörünün yönünü dijital pazara çevirdiğini öğrenmiş olduk!
Konuyla ilgili haberi okurken aklım, müzik sektörünün 'ağa babası' Warner Music'in CEOsu Edgar Bronfman'in çok değil 3 yıl önce Barcelona'daki GSM Kongresi'nde söylediği sözlere gitti. Bronfman "Cep telefonlarının müzik indirme konusunda çok yetersiz kaldığını ve bir zil sesi indirmenin bile dakikalar sürdüğünü" iddia etmiş ve bu aşamada mobil endüstriyle bir işbirliği yapma olanağının bulunmadığını söylemişti. (The Daily Telegraph, 15.02.2007). O gün, o salonda bulunan herkesi şoke eden bu sözler, aslında müzik sektörünün dijital dünyaya bakışını gösteriyordu; Tabii bir de Warner Music gibi dünyanın 4 büyük yapımcı şirketinden birinin başında oturan adamın sözü edilen işlemleri yaptığı telefon herhalde 90lardan kalmaydı! Türkiye'de de bu anlı şanlı dijital pazar övgülerinin aksine sektörün kimi meslek örgütlerinin yöneticileri, ellerinden gelse internete kilit vurdurup bizleri eski plak, kaset, CD üçgenine mahkum edecekleri bilinen bir gerçek. Bunun kanıtı ise, MÜYAP'ın son birkaç yılda kapattırdığı binlerce site.
İnternetin ortaya çıkışı ve kısa sürede kaydettiği gelişme, bu sanal ortamı bir anda hemen her türlü duygu, düşünce ve bilginin paylaşıldığı bir alan haline getirdi. Bu paylaşımın yarattığı kültür ise, müzik, film, kitap, oyun gibi eğlence sektörlerinin iş modellerini alt üst etti. Bronfman gibi yaşları ve deneyimleri itibarıyla bu yeni medyayı anlayamayan kişiler, köhnemiş modellerini değiştirmek yerine interneti yok saymayı ve ona direnmeye çalıştı uzunca bir süre. Bu sırada artarak gelişme kaydeden ve yaygın kitlelerle kucaklaşan sanal dünya, bu kuralları ustalıkla aşabilecek yöntemler geliştirdi ve internette ücretsiz paylaşımın önü açıldı. Bununla baş edemeyen ve hatasını geç de olsa anlayan bu dev sektörler ise, şu anda buna nasıl ayak uyduracaklarının telaşında.
Aslında Türkiye gibi bir ülke, bu konuda kendinden beklenmeyecek kadar yeni ve yaratıcı modeller üretiyor. MÜYAP'ın Türk Telekom ve Turkcell ile yaptığı anlaşmalardaki iş modelleri, dünyanın çoğu ülkesinden daha ileri seviyede. Bu gelişmelere olumlu bakmakla birlikte müzik ve diğer içerik sektörlerinin önünde iki büyük engel var; ilki bu kurumların korsan olgusuna bakışı. Onlar, konuya tamamen hukuksal bir sorunmuş gibi bakıyor ve bunun yasalar çerçevesinde çözümünü bekliyor. Oysa korsan içerik kullanımı, özellikle internet kullanıcılarının bilinçlerinde yasa dışılığını çoktan yitirdi. Artık orijinal olmayan bir ürün indirilirken, hangi yasayı çiğniyorum diye düşünen hemen hiç kimse kalmadı. Herkes bunu doğal bir hakmış gibi görüyor. Kuşkusuz yasal yaptırım ve takibat bir dereceye kadar caydırıcı olabilir. Ancak durum Avrupa dahil o kadar yaygın ki, yasalarla birlikte konunun sosyal yönlerinin de araştırılması ve çözümlenmesi zorunlu.
Diğer bir engel ise, internete hala yabancı olan bu sektörlerin bir türlü eski kazançlarını telafi edecek yöntemler bulamaması. Burada çözüm; söz konusu sektörlerin içindeki köhne anlayışlı yöneticilerin tasfiye edilerek yerlerine bu sanal dünyanın ruhundan anlayan yenilerinin gelmesinde. Bu, elbet sancılı bir değişim süreci olacak. Ancak gelecekte, bugün Korsan olarak nitelenen bazı kavramlardan müzik başta olmak üzere diğer bütün sektörlere para kazandıran bir iş modelleri yaratılacağını söylemek bir kehanet değil! İsterseniz bu yazıyı 10 yıl sonra okumak için bir yerlerde saklayın:)