Steve Jobs bir kez daha şapkadan tavşan çıkardı!
Apple firmasının geçtiğimiz günlerde görücüye çıkardığı yeni cep telefonu iPhone4 ile bir kez daha teknoloji ve iletişim tutkunlarının arzu nesnesi olmayı başardı. Elbette 5 megapiksel kamera ile HD video kaydı yapılabilecek, pil ömrü daha uzun olacak, yeni retina ekranla herşey daha net görünecek, içine yeni konulan gyroscope denilen zımbırtı sayesinde telefon bir oyun konsulu hatta bir uçak simülatörüne dönüşecek vs., vs.
Ayrıca, ürünün tanıtımı sırasında kullanılan "iPhone bir kez daha herşeyi değiştirecek!" sloganı dikkat çekiciydi. Özellikle böyle bir iddianın içini doldurmak için yukarıda saydığımız özelliklerin tamamı bile yeterli değilken!
Bana kalırsa bu yeni iPhone'u mobil dünyanın kurallarını değiştirecek bir ürün haline getirecek iki önemli özellik var. Bunlardan biri mobil reklam platformu iAds. Bu platform sayesinde şarkı, film, oyun vd. içeriklerin satıldığı itunes gibi bir gelir kaleminin üzerine, sözkonusu içeriklerin içine ustalıkla yerleştirilmiş ve görselliği yüksek reklamlardan oluşan yepyeni bir gelir kalemi daha ekleniyor. Nissan, Citi, Unilever, AT&T, Chanel, GE, Best Buy, Direct TV, TBS ve Disney gibi bir çok firmayı iAds platformuna dahil eden Apple, daha ilk günden bu firmalardan 60 milyon dolarlık bir reklam geliri elde etmiş bile.
İçerik ve reklam gelir kalemlerini tamamen kendi sistemi üzerinden yürüten şirketin, mobil sektörün devlerine karşı asıl darbesi ise, kablosuz ağlar üzerinden yapılabilen görüntülü konuşma hizmeti Facetime olacak. Bu önemli hizmetin 2010 sonuna kadar sadece iphone4 cihazları arasında ve ücretsiz sunulacağını söyleyen Steve Jobs, servisin gidişatını operatörlerle yapacakları müzakerelere göre belirleyeceklerini söyledi. Bu sözlerin altındaki ima açık; "Eğer operatörlerden istediğim koşulları alamazsam bu hizmeti bedava yapar ve diğer telefon markalarına da açabilirim!".
Aslında başlangıcından bugüne, mobil iletişim sektörünün değer zincirini oluşturan üç büyük oyuncu var; mobil operatörler, telefon üreticileri ve içerik sahipleri. Bu üçlü, zaman zaman çıkar çatışmasına girseler bile, iletişim altyapısının asıl sahipleri mobil operatörlerin liderliğinde ilerleyerek operatörlerin onlar için pastadan kendilerine ayırılan paya razı olmuşlardır. Operatörlerin abonelerine yaptıkları kontratlı telefon satışlar ile kendi mecralarından pazarladıkları içerikler, diğer iki oyuncu için hala en önemli gelir kalemleri. Ancak bu uzun zaman diliminde mobil pazardaki pastayı bir türlü büyütememiş ve yeni teknolojilere yaptıkları yatırımları geri alabilecek bir iş modeli de ortaya koyamamışlardır.
Sonuçta, operatörlerin arama gelirleri üzerinden beslenen geleneksel modelle günümüze kadar gelindi. İşte şimdi iTunes ile iAds gelirleri ve iPhone satışlarıyla yelkenlerini şişiren Apple, operatörlere kafa tutmaya ve onları kablosuz ağlar üzerinden yapılacak ücretsiz aramalarla tehdit etmeye hazırlanıyor. Apple'ın bu stratejiyi tek başına dayatması kuşkusuz zorlu ve uzun bir süreç. Ancak onunla rekabet etmeye çalışan diğer telefon üreticileri de bu yola girer ve kablosuz ağlar üzerinden arama özellikli telefonlar piyasaya yoğunlukla arz edilirse bu, operatörlerin arama gelirlerine ciddi bir darbe vurabilir. Tabii operatörler bu resti görüp yıkıcı bir rekabeti de göze alabilirler.
Öyle ya da böyle Apple, bu hamleleriyle (diğer cihaz üreticilerinden farklı olarak) operatörden de rol çalacak gibi. Sanırım bundan sonra mobil operatörlerin yeni gelir kalemleri yaratmaya çabalayacağı ve mevcut kuralların alt üst olacağı yeni bir döneme giriyoruz.
