Evet Türk'üz!
Sosyolog değilim ama herkesin gördüğü kadar veya etrafımdakilere sorduğum kadarıyla bazı karakteristik özelliklerimizi sıralarsak bazı servislerin neden tuttuğunu da daha rahat anlarız. Seven (7) filmini hatırlarsınız. 7 günahdan bahsediyordu. Bu bahsedeceklerim günah değil ama yedi tane...
Caka Satma (Vanity) : Kendini göstermek için ekstra çaba harcamak, statü sahibi olmak/gözükmek en büyük özelliklerden biri olsa gerek. Televole en çabuk tutan programdı, Facebook en hızlı bizim ülkemizde büyüdü, Starbucks 40 yıllık hatırı olan kahvemizi bir anda sildi süpürdü... Tek nedeni caka satmak olamaz tabi ama önemli pay sahibi olduğu da bir gerçek. Starbucks kahvelerini sokakta elimizde taşımamız, facebook ile ilkokul arkadaşımıza bile statümüzü göstermemiz, televole ile ünlülerimizin gazetecilerin olduğu mekanları bilmesine rağmen o mekanlara gitmesi...
Tembellik (Sloth): Kısa yoldan köşeyi dönmek en büyük hayalimiz fakat hayallerimizin de çok büyük olmadığını söylemek lazım. Atalarımızdan kalma "At, avrat, silah" üçlüsü yıllar içerisinde sadece "ev, araba, aile" olarak değişti, belki bir ek "yazlık" dördüncü oldu. Popstar, yetenek sizsiniz yarışmalarının çok popüler olmasının altında bu yatıyor olsa gerek. Çok araştırmadan buz dağının sadece üstünü görerek iş yapmak da dar görüşlülük dışında tembellik ile de alakalı olmalı. Facebook'un, twitter'a benzeyen siteler yapmak altında yatan motivasyonları araştırmamak en büyük tembelliğimiz olsa gerek. Girişimciliğin az olması da "Salla başı al maaşı" zihniyeti de "oğlum memur, öğretmen, doktor olsun" zihniyeti de hayallerimizin darlığından tembellikten kaynaklanıyor sanırım.
Gaza Gelmek (Raise to the bait): Türk'lerin gaza gelmesi ile ilgili birçok yabancı fıkra olduğunu belki bilenleriniz vardır. Bunu kestirmek çok da zor olmasa gerek. Türkiye'ye gelen birçok teknik direktörün "yüreğinizle oynuyorsunuz" demesi aslında, "teknik yok ama gaza gelince oynuyorsunuz" anlamına gelmiyor mu sizce ? Hatta en başarılı teknik direktörümüz Fatih Terim'i en iyi motivatör olarak lanse etmemiz de bunu göstermiyor mu ? One minute meselesinde, birçok yabancı girişimin Türkçe versiyonunu yapma girişiminde ve daha birçok konuda gaza geliyoruz. Ayaklarımızın her alanda yere sağlam basması ve derin araştırmalar sonrasında ve çok çalışarak biryerlere gelmek önemli.
Merak (Curiosity): Kimin ne yaptığını bilmeyi, kimin kiminle çıktığını, dedikoduyu çok seven bir milletiz sanırım. Bu da facebook, twitter gibi sitelerin neden çok tuttuğunu biraz da olsa anlatıyordur sanırım.
Kümelenme (Clustering): Özellikle batıya gittikçe dikkatinizi çekmiştir. Bir restoranda masalar birleştiriliyorsa doğu kültürüyle yetişmiş bir milletten birileridir kesin. Ben kendi adıma söyleyim, McDonalds'da altı masa birleştiren Araplar gördüm. Özellikle facebook'da kime neyi ispatlamaya çalıştığımıza bakmadan "... bir milyon kişi bulurum" gibi gruplar kurduğumuza dikkat etmişsinizdir. Hatta facebook gibi serbest piyasa ekonomisinin en uç örneklerinden biri olan platformda komunizm'e dair bile gruplar kurulması "müslüman mahallesinde salyangoz satmak" değil de nedir ?
Toplumsal Psikolojik Bozukluklar (Social Depression): İstanbul trafiğinde neredeyse canavarlaşmamız , futbol, basketbol hatta tenis'de bile agresifleşmemiz, küfürün noktalama işaretleri yerine geçmesi çok da alışık olduğumuz şeyler. Belki de bu yüzdendir sosyal sitelerde ve forumlarda filtre mekanizmalarının önemi bu agresifliğimizden kaynaklanıyor sanırım.
Gurur (Pride): Gurur bizim herşeyimiz sanırım. Bazen gururumuz için kaybederiz, bazen ise gururumuz için sokaklara dökülürüz. Öfke, zayıflık ve zarara kadar yolu olması belki de gururu en tehlikeli özelliğimiz yapmaktadır. Buna en büyük örnek kendimizle dalga geçmeyi sevmemiz fakat başkaları dalga geçtiğinde asıp kesmemiz olabilir.
Kıvrak zekamız olduğunu söyleriz fakat bunu genelde yukarıdakilerden birisi için kullandığımız için ona ayrıca değinmek istemedim. Yeni bir ürün çıkarırken biraz da olsa yukarıdakilerden hangilerine dokunduğunu görmek ürünün servisin başarısında önemli rol oynayacaktır.