10 yılın ve 1 yılın özeti

Media_httptrscopecomw_gycrv
10 sene önce bugün - Ankara Dile kolay, tam 10 yıl! 10 yıl önce mezun olduğum günü dün gibi hatırlıyorum, çünkü dün 10. yıl töreni için Odtü'deydim ve o günler bir bir aklıma geldi. :) Mezuniyet sonrası ilk yaptığım iş CV hazırlamaktı ve başvurular yapmaktı. Kendi işimi kurma gibi bir hayalim yoktu. Zaten mezunların büyük çoğunluğunun tek derdi iyi bir şirkete girmek oluyor ki ben de öyle yaptım ve aynı senenin Ekim ayında Ericsson Türkiye'de çalışmaya başladım. İyi ki de Ericsson'da işe başlamışım çünkü bende şöyle bir izlenim oluştu. İlk işiniz sizin bütün kariyerinizde derin izler bırakıyor. Kariyeriniz için "ağaç yaş iken eğilir" atasözündeki gibi yaş olduğu dönem iş hayatınızdaki ilk yıllarınıza denk geliyor. Ericsson'da yeni fikirlerin kuluçka ortamını temsil eden Crea- World / Mobility World inovasyon ve girişimcilik kavramlarının yavaş yavaş beni ele geçirmesine ve bunun ileride tüm iş hayatımın temelleri olacağına dair ipuçları veriyormuş fakat o günlerde bunu görmem imkansızdı tabi :) 10 yılın özetini geçersem; Hiç bir gün pazartesilerden nefret etmedim, zaten kendime de "Eğer bir gün pazartesi sendromu yaşarsan o hafta istifa et" diye söz vermiştim kendime. Ericsson'da da Turkcell'de de çok şey öğrendim. İş hayatındaki en büyük felsefem de şuydu: "Kendini sürekli taze ve yeni tut, sürekli öğren ki değerli ol" 1 sene önce bugün - İstanbul Tam 1 sene önce bugün şirket kurma işleri ile uğraşıyordum. Kurumsal hayatı ve plaza insanı olmayı bırakalı daha 1 hafta olmuş, zor bir dönemin başlangıcının ilk günlerindeki heyecanla koşuşturuyordum. 1 sene de birçok işin peşinden koşturdum, 1 senedir planlarını yaptığım projeler için ortak aradım. Televizyona iş yaptım, mobil iş yaptım, danışmanlık yaptım, 1'i yabancı iki sitede yazı yazmaya başladım, yurt dışına iş yaptım fakat hayalim olan 3 projeden 2'sini lanse etmek için son kulvara girdim. Kendi işim olduğu için ve en önemlisi kendimi bulduğum için çok ama çok mutluyum. 10 yıl geriye gitsem yine mezun olsam hemen girişimci mi olurdun ? diye sorsanız cevabım HAYIR olurdu. Çünkü pazarda pişmenin, bilgi birikimine sahip olmanın, gözlem yapmanın çok önemi var. Önemli olan plazada çalışmak veya kendi işiniz olması değil, patron olmak da değil. İnanın patron olmak daha zor. Artık sadece kendinizi düşünmemeye başlıyorsunuz ki bu çok daha zor. Önemli olan kendinizi bulmak ve hayallerinizin peşinden gitmek. Geçen gün söylediğim bir söz vardı, kesin birileri söylemiştir bunu fakat ben kendim söylemişim gibi söyleyim :) "Hayallerin gerçekleşmediğinde değil hayallerin için çabalamadığında üzül." Birkaç yıl önce yaptığım bir analiz vardı, hala o analizin arkasındayım.
Şu anki yaptığınız işi düşünün, sonra yaparken en zevk aldığınız şeyi düşünün ve aradaki uzaklığı mümkün olduğunca daraltmaya çalışın. Önemli olan kartvizitinizde değil, kalbinizde yazandır...
Posted
 

Para kazanmanın teorisi

Media_httptrscopecomw_sfzqg
Para kazanmak için ne yapmalı ? Bugün mü para kazanmalı, yarını mı beklemeli, bir sonraki haftayı mı beklemeli ? Gartner'ın hype cycle'ını biliyorsunuzdur, bilmeyenler için özetleyim, her yeni kavram, fikir önce büyük bir beklentiye doğru ilerler, sonra beklentiler azalır, bu sırada fikir ayağı daha sağlam basmaya başlar, sonra da halka hitap edecek hale gelir ve büyür. En kaba tarifi budur. Inovasyon kelimesini sıkça duyuyorsunuzdur. Inovasyon ile ilgili son birkaç yıldır sürekli kafa yoran birisi olarak ve 10 aylık girişimci olarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim. Inovasyon sizin o an para kazanmanızı sağlamaz, inovasyon ileriye dönük yatırımdır. Geleceğe yatırım yapmak da nefesinizle alakalıdır. Yani nefesiniz yeterse öne çıkarsınız yetmezse başarısız olursunuz. Girişimcinin inovatif olması gerektiğini savunan biri olarak bu sözümü geri alma kararı aldım. Girişimcinin nefesi azdır. Bu nedenledir ki girişimcinin o gün ne tutuyorsa onu yapmasının en doğru olduğunu savunmaya başladım. Bunu da Gatrner'ın hype cycle'ı ile açıklamaya çalışayım. Şu anda biraz interneti takip ediyorsanız farketmişsinizdir. Farmville tarzı oyunlar, özel/grup alışveriş siteleri, online oyunlar en çok revaçta olan alanlar. Bu alanlara girenler son aylarda ya satın alındılar, ya da büyüme evresine geçtiler. Şu anda Augmented Reality servisi yapmak bir girişimci için lüks, lokasyon bazlı servis yapmak nefesiniz varsa iyi. Bir ara fiyat karşılaştırma sitelerini de hatırlıyorsunuzdur, ben 6-7 tane sayabiliyordum :) Girişimcinin ilk amacı o gün nefes alabilmek olmalıdır, sonraki gün için yatırım da yapabiliyorsa zaten büyümeye başlayacaktır. Alacağınız yatırımlar, teşvikler sizi yarına hazırlar. Bu yüzden inovasyon odaklı hareket etmek istiyorsanız bugünün nefesini depolayıp biraz yarına nefes bırakın! Ben
Posted
 

Görsel Anlatımlarla Girişimcilik

Son yıllardaki tecrübelerim ve etrafımdakilerin tecrübelerinden derlediğim eğlenceli olduğunu düşündüğüm bir sunumu sizlerle paylaşayım istedim. Sunumun içine yazı yazmak istemedim aslında ama bu tip dijital sunumların üzerine konuşmayınca veya dipnot düşmeyince anlamı azalıyor...
Posted
 

Inovasyon Nasıl Yapılır ?

Media_httptrscopecomw_kaoxi
Son birkaç yıldır inovasyon kelimesini duymaktan sıkılmış olabilirsiniz fakat ben "inovasyon çok önemlidir, inovasyon olmazsa şirketiniz batar" demek yerine "inovasyon nasıl yapılır?" sorusunun cevabına bir nebze de olsa katkıda bulunmaya çalışacağım. Inovasyonun 3 yerden geldiğine dair yazılar okumuşsunuzdur, ya teknolojik bir inovasyon yaparsınız, ya pazar trendlerine göre bir inovasyon yaparsınız ya da müşteriyi analiz ederek bir inovasyon yaparsınız. Philip Kotler'in Lateral Marketing kitabından ve birkaç farklı kaynaktan edindiğim ilk izlenimleri tek bir şemada göstermeye çalıştım. Daha iyisini çizene kadar şimdilik en iyi çizimim bu :) Şemayı daha iyi anlatmak için örneklerle açıklamaya çalışayım. Tek bir üründen giderek farklı ne tip ürünler çıkarılabilir ne tip inovasyonlar yapılabilir inceleyelim. Youtube çıktı, zaten global, zaten çok büyük demeyi bir kenara bırakırsak ; Age: Sadece bebeklere uygun videolar içeren "babytube", Time: Sadece siyah beyaz Turk filmlerini gösteren "oldmovietube", Target: Sadece doktorların sağlıkla ilgili videolarını içeren ve sağlık tavsiyelerini içeren "doctube", Channel / Combine:  Youtube odaklı bir mobil telefon "tubephone" Business Model: Müşteriye youtube'de izlediği her reklam videosu için puan veren bir iş modeli, ... Örnekler daha da çoğaltılabilir. Bazen aynı anda birden çok inovasyonu birarada kullanmanız gerekebilir ki bu da ürününüzün daha da geç kopyalanması anlamına gelecektir. (Örneğin iphone hem teknoloji inovasyon, hem iş modeli inovasyonu, hem deneyim inovasyonu... içermektedir.) Bu modeli sadece internet ortamında değil birçok alanda görmek mümkündür. Cem Yılmaz'ın Gora filmini örnek alırsak yapılan inovasyon "yer değişimi içeren inovasyon" olarak özetlenebilir. Değişen mekan Bir Türk'ün uzayda olması ve mahallesindeki sıradan esprileri uzayda olduğunu komik olmakda ve yaratıcılığı ön plana çıkarmaktadır. Yukarıdaki şemaya bakarak girmek istediğiniz alanda neler yapılabileceğini bir düşünün. İlginç fikirler çıkacağını eminim. Son olarak, inovasyon "işe yarar yenilik" demektir; yani her yeni şeye inovasyon demememiz gerektiğini de unutmayın!
Posted
 

Mobile Monday 2010 Ödülleri

Media_httptrscopecomw_roxjg
Barselona'daki 3GSM etkinliği sırasında sonuçların açıklanacağı Mobile Monday Peer Awards ile ilgili firmalarla ilgili bilgileri derlediğim yazıda Türk girişim olmaması biraz üzücü. Mobilizy @Avusturya: Wikitude diye arttırılmış gerçeklik (Augmented Reality) uygulamaları var. AR dünyasının Wikipedia olmaya adaylar.  http://www.mobilizy.com/ fonYou @İspanya: Telefonunuzdaki tüm arama, mesaj bilgilerini internete taşıyan internet ve mobil dünyayı birbirine yaklaştırmayı amaçlayan bir servis. Mobile Cloud demek ne kadar doğru bilmiyorum ama güzel bir adım atıldığı kesin. http://www.fonyou.com/ Spendino @Almanya: Bağış servisleri agregasyon hizmeti sunuyorlar. Yani "Long Tail for Fund Raising" diye adlandırabiliriz. http://www.spendino.de/ RedSalvavidas @Kolombiya: Doğal afet durumlarında erken uyarı hizmeti ve tanıdıklarınızı bilgilendirme hizmeti sunuyorlar. http://www.redsalvavidas.org/ mobiSiteGalore @Hindistan: Mobil web sitesi yapma servisi. Birkaç dakika içerisinde mobil telefonunuz üzerinden bile mobil site oluşturabiliyorsunuz. http://www.mobisitegalore.com Cepa Mobility @Danimarka: Özellikle tekerlekli sandalya kullananlar için iletişim araçları sunuyorlar. http://www.cepa.dk/ Mobile Acuity @İskoçya : Görsel tanıma işine odaklanmışlar. Resim, yüz tanıma üzerine mobil yazılımlar sunuyorlar. http://mobileacuity.com/ TaxiPal @Estonya: Lokasyon bazlı taksi bulma hizmeti sunuyorlar. http://taxipal.com/ SendFlow @Litvanya: SMS ve Sesli mesajlarınızı kendi oluşturduğunuz akışlara göre gönderen ve cevapları da gtalk da dahil birçok platformdan alabilen bir servis. http://sendflow.com/ Audioboo @İngiltere: iPhone için sesli blog servisi sunuyorlar. http://audioboo.fm/ Soundtrckr @İtalya: Lokasyone göre şarkılarınızı etiketleyebildiğiniz, sosyalleşebildiğiniz ve kendi radyonuzu yaratabileceğiniz bir servis. http://www.soundtrckr.com Aloqa @Almanya: Size aktivitelerle ilgili lokasyon bazlı bildirimlerde bulunan bir servis. http://www.aloqa.com/ Voicetap @Hindistan: UzmanTV'nin telefonla aranan ve sesli olarak bir uzmanı dinleyebileceğiniz versiyonu. http://voicetap.in PercentMobile @Amerika: Mobil siteniz için trafik analiz araçları sunuyorlar. http://percentmobile.com/ Bipper @Norveç: Çocuk takibi için kullanılabilecek bir servis. http://www.bipper.com/ Layar @Hollanda: Büyük ihtimalle ödüle layık görülecek servis. Arttırılmış gerçeklik (AR) konusunu alevlendiren uygulama. http://layar.com/ CloudMade @Amerika: Openstreetmap kullanan ve Mapzen, Mapzen POI Collector ve Style Editor gibi servisleri var. Lokasyon Bazlı Reklam ve Sponsorlu POI gibi konulara da girmişler. http://www.cloudmade.com/ Visionect @Slovenya: Elektronik sayfa işi ile ilgili otel ve restoranlara yönelik ürünleri var. E-Ink teknolojisi mi kullanıyorlar çok net açıklanmamış fakat düşük enerji tüketimi olan ince menü kağıtlar sunmayı hedefliyorlar. http://www.visionect.si/ Mosync @İsveç: J2ME, Symbian ve Windows Mobile için tek bir çatıda geliştirme ortamı sunuyorlar ve kodları açık kaynak! Uygulamanızın bahsedilen tüm cihazlarda çalışması için ayrı ayrı kod yazmak yerine tek bir platform kullanmak zaman kazandıracaktır. http://www.mosync.com/ Waze @İsrail: Ücretsiz navigasyon ve gerçek zamanlı trafik hizmeti sunan bir uygulama. Sosyal araçlarla da desteklenen uygulama ile arkadaşlarınıza trafik durumundan hız kameralarına kadar birçok konuda bilgi verebiliyorsunuz. http://world.waze.com/ Ödül sitesini görmek için tıklayın
Posted
 

Evet Türküz...

Media_httptrscopecomw_fgcen
Evet Türk'üz! Sosyolog değilim ama herkesin gördüğü kadar veya etrafımdakilere sorduğum kadarıyla bazı karakteristik özelliklerimizi sıralarsak bazı servislerin neden tuttuğunu da daha rahat anlarız. Seven (7) filmini hatırlarsınız. 7 günahdan bahsediyordu. Bu bahsedeceklerim günah değil ama yedi tane... Caka Satma (Vanity) : Kendini göstermek için ekstra çaba harcamak, statü sahibi olmak/gözükmek en büyük özelliklerden biri olsa gerek. Televole en çabuk tutan programdı, Facebook en hızlı bizim ülkemizde büyüdü, Starbucks 40 yıllık hatırı olan kahvemizi bir anda sildi süpürdü... Tek nedeni caka satmak olamaz tabi ama önemli pay sahibi olduğu da bir gerçek. Starbucks kahvelerini sokakta elimizde taşımamız, facebook ile ilkokul arkadaşımıza bile statümüzü göstermemiz, televole ile ünlülerimizin gazetecilerin olduğu mekanları bilmesine rağmen o mekanlara gitmesi... Tembellik (Sloth): Kısa yoldan köşeyi dönmek en büyük hayalimiz fakat hayallerimizin de çok büyük olmadığını söylemek lazım. Atalarımızdan kalma "At, avrat, silah" üçlüsü yıllar içerisinde sadece "ev, araba, aile" olarak değişti, belki bir ek "yazlık" dördüncü oldu. Popstar, yetenek sizsiniz yarışmalarının çok popüler olmasının altında bu yatıyor olsa gerek. Çok araştırmadan buz dağının sadece üstünü görerek iş yapmak da dar görüşlülük dışında tembellik ile de alakalı olmalı. Facebook'un, twitter'a benzeyen siteler yapmak altında yatan motivasyonları araştırmamak en büyük tembelliğimiz olsa gerek. Girişimciliğin az olması da "Salla başı al maaşı" zihniyeti de "oğlum memur, öğretmen, doktor olsun" zihniyeti de hayallerimizin darlığından tembellikten kaynaklanıyor sanırım. Gaza Gelmek (Raise to the bait): Türk'lerin gaza gelmesi ile ilgili birçok yabancı fıkra olduğunu belki bilenleriniz vardır. Bunu kestirmek çok da zor olmasa gerek. Türkiye'ye gelen birçok teknik direktörün "yüreğinizle oynuyorsunuz" demesi aslında, "teknik yok ama gaza gelince oynuyorsunuz" anlamına gelmiyor mu sizce ? Hatta en başarılı teknik direktörümüz Fatih Terim'i en iyi motivatör olarak lanse etmemiz de bunu göstermiyor mu ? One minute meselesinde, birçok yabancı girişimin Türkçe versiyonunu yapma girişiminde ve daha birçok konuda gaza geliyoruz. Ayaklarımızın her alanda yere sağlam basması ve derin araştırmalar sonrasında ve çok çalışarak biryerlere gelmek önemli. Merak (Curiosity): Kimin ne yaptığını bilmeyi, kimin kiminle çıktığını, dedikoduyu çok seven bir milletiz sanırım. Bu da facebook, twitter gibi sitelerin neden çok tuttuğunu biraz da olsa anlatıyordur sanırım. Kümelenme (Clustering): Özellikle batıya gittikçe dikkatinizi çekmiştir. Bir restoranda masalar birleştiriliyorsa doğu kültürüyle yetişmiş bir milletten birileridir kesin. Ben kendi adıma söyleyim, McDonalds'da altı masa birleştiren Araplar gördüm. Özellikle facebook'da kime neyi ispatlamaya çalıştığımıza bakmadan "... bir milyon kişi bulurum" gibi gruplar kurduğumuza dikkat etmişsinizdir. Hatta facebook gibi serbest piyasa ekonomisinin en uç örneklerinden biri olan platformda komunizm'e dair bile gruplar kurulması "müslüman mahallesinde salyangoz satmak" değil de nedir ? Toplumsal Psikolojik Bozukluklar (Social Depression): İstanbul trafiğinde neredeyse canavarlaşmamız , futbol, basketbol hatta tenis'de bile agresifleşmemiz, küfürün noktalama işaretleri yerine geçmesi çok da alışık olduğumuz şeyler. Belki de bu yüzdendir sosyal sitelerde ve forumlarda filtre mekanizmalarının önemi bu agresifliğimizden kaynaklanıyor sanırım. Gurur (Pride): Gurur bizim herşeyimiz sanırım. Bazen gururumuz için kaybederiz, bazen ise gururumuz için sokaklara dökülürüz. Öfke, zayıflık ve zarara kadar yolu olması belki de gururu en tehlikeli özelliğimiz yapmaktadır. Buna en büyük örnek kendimizle dalga geçmeyi sevmemiz fakat başkaları dalga geçtiğinde asıp kesmemiz olabilir. Kıvrak zekamız olduğunu söyleriz fakat bunu genelde yukarıdakilerden birisi için kullandığımız için ona ayrıca değinmek istemedim. Yeni bir ürün çıkarırken biraz da olsa yukarıdakilerden hangilerine dokunduğunu görmek ürünün servisin başarısında önemli rol oynayacaktır.
Posted
 

Göçmen Sosyaller....

Media_httptrscopecomw_guiqh
Media_httptrscopecomw_claja
Internet'le ilk olarak 1995'te Odtü 2. yurt bilgisayar labaratuvarında tanıştım ve iki ay sonra 'vi' diye bir editörle kendi web sitemi yapmıştım. O gün bügündür internette kimi dev gibi gördüysem sonunda hepsi küçüldüler, yokoldular veya unutulmaya yüz tuttular. O yıllarda belki iki üç senede bir girdiğim siteler değişiyordu, şimdi ise neredeyse altı ayda bir. O zamanlar bilkent bbs, icq favorilerimdi. Şimdi ise twitter. Altı ay önce friendfeed nedir bilmiyordum, geçtiğimiz aya kadar günde bir saatimi friendfeed'de geçirir olmuştum ki, şimdi de twitter sardı, friendfeed'i unutmaya başladım. Kendi alışkanlıklarımı genele yaymak çok da doğru değil ama etrafımın da benim gibi sıklıkla bir siteden başka bir siteye taşındığını görmek beni bu konuda yazı yazmaya teşvik etti. Sosyal medya türeticilerini (hem tüketip hem üreten) göçmen kuşlara benzetsem çok da yanlış olmaz sanırım. Bir zamanlar Microsoft dünyayı ele geçirecek derdim, şimdi aynı şeyi Google için söylüyorum ama bir beş yıl sonra başka bir firma için de aynı şeyleri söylemeye başlamayacağımın garantisi yok. Firmalar önceden asetleri ile, altyapıları ile övünürdü fakat şimdi en büyük asetleri kullanıcı kitleleri ve o kullanıcı kitlesi göçmen hayatı yaşıyor! Bu da firmalar için çok büyük bir tehlike. Çünkü onların pazar değerleri neredeyse abone sayıları ile çarpılarak hesaplanıyor. Firmalar ellerindeki en büyük asetlerini korumak için daha çok değişim sürecine girmeliler, kendilerini daha çok yenilemeliler. Bu değişim de çok çok zor tabiki. Örnek vermek gerekirse Microsoft'un şu an Google veya Twitter kültürüne doğru dönüşüm yapması sizce ne kadar zamanını alır ? veya şirkette nasıl bir değişim süreci gerekir ? Bence yıllar alır. Hatta başarılı bir şekilde değişim asla olamaz. Microsoft da bunun farkında olmalı ki Yahoo'yu satın alıp işi kestirme yoldan halletmek istediler ama kısmet değilmiş :) Şunu unutmamak gerekiyor. Eğer bir internet kullanıcısını günde iki saat internete giriyorsa ve altı ay önce bu iki saatin bir saati youtube'de geçerken şimdi twitter'da geçiyorsa bu youtube'ü twitter'ın rakibi yapıyor demektir. O yüzden kuşların nereye göçmeye başladığını bilmek de çok önem kazanıyor.  Çünkü internette herkes birbirinin rakibidir! Yapacağınız ürünü belki altı ay sonra başlangıçtaki halinden çok çok farklı bir yere taşıyacaksınız. Buna hazır mısınız ? Eğer hazır değilseniz kuşlara el sallayın...
Posted
 

Dijital Dünyada Girişimcilik

Anadolu Universitesinde yaptığım sunumu slideshare'de paylaşmıştım ama burada da paylaşıma açmanın yararlı olacağını düşündüm. Sunumu yaptıktan sonra feedbackler doğrultusunda eksikleri de farkettim fakat o eksikleri bir dahaki sunuma gidereceğim. Şimdilik beyin jimnastiği açısından sizlerle yaptığım sunumu paylaşıyorum.
Posted
 

LeWeb 2009 Yarışmasının ardından

Paris'de düzenlenen LeWeb konferansında girişimciler de birbirleriyle yarıştı. Ne tip fikirlerin yarıştığını görmeniz açısından kısa notlar için sunumu sizlerle paylaşmak istedim.
View more documents from Serkan Unsal.
Posted
 

Internette Platform Kapma Yarışı

Media_httptrscopecomw_mqefy
Büyük oyuncular servislerin değil platform olmanın peşinde diye düşünüyorum. Bunun da örneklerini aslında hepimiz görüyoruz. Video dediğimizde artık youtube'ü bilmeyen yok, fotoğraf dediğimizde flickr'ı bilmeyen yok, mesajlaşma dediğimizde twitter akla ilk gelenler arasına girmeyi başardı, bookmark dediğimizde del.icio.us, arkadaş ağı dediğimizde facebook, iş ağı dediğimizde linkedin ve xing, eticaret dediğimizde amazon ve ebay, internetten konuşma dediğimizde skype... Aslında bu örnekleri sayfalarca sıralayabiliriz. Platform'ları twister oyunundaki boyalı alanlar olarak düşünürsek twister çokdan başladı, bazı alanların para edip etmediğini o alanı kapanlar dahi tahmin edemiyor fakat yine de kapmış olmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Geleneksel internet dünyasında önce bir ihtiyaca göre servis geliştirilir, sonra da müşteri bu servise çekilmeye çalışılırdı. Şimdi ise model tamamıyla farklı bir hale dönüştü. Önce müşterilere bir fayda sunarak bir alana topluyorsunuz, sonra buradan para kazanabileceğini düşündüğünüz herkesi iş ortağı olarak kabul ediyorsunuz, en son olarak da parayı nereden kazanacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Bu modele web 2.0 demek çok da doğru değil aslında. Burada web 2.0'dan çok PaaS (Platform as a Service - 'platformunuzu servis gibi sunma') demek daha doğru olur diye düşünüyorum fakat onun da yeterli olmadığını düşünüyorum. O yüzden Business 2.0 veya Web 2.0 + PaaS demeyi uygun görüyorum. Peki boyalı alana sahip olmak ne anlama geliyor ? Müşterilerin bir alan aklına geldiğinde ilk akla gelen marka olmak yeterli bir yanıt olur sanırım. Örneğin bir video arıyorsunuz, izlemek için aklınıza ilk gelen yer youtube oluyor, orada bulamazsanız diğer klon sitelere yöneliyorsunuz. Başka bir örnek daha vermek gerekirse, çocukluk arkadaşınızı aramak için baktığınız ilk yer facebook oluyor, orkut veya başka bir siteye çok daha sonra bakıyorsunuz. Küçük girişimci için bu boyalı alanlar ne anlama geliyor diyorsanız, bunun da cevabı aslında basit. Ya şu anda keşfedilmemiş bir alan bulacaksınız veya mevcut bir alanı müşteri için çok daha anlamlı hale getirecek bir fikriniz olacak, ya da bir alandan iş yaratmaya çalışacaksınız. Alan yaratmak yatırım ister fakat girişimci için mevcut bir platform üzerinden iş geliştirmek çok da yatırım isteyen bir konu değil. Son zamanlarda herkes Twitter'ın çok basit bir servis olduğu ve kolayca yazılabileceğini söylüyor fakat bir detayı gözden kaçırıyorlar. Twitter bir servis değil, bir platform, benim deyimimle bir boyalı alan, bir Web 2.0 + PaaS. Bir alanı kopyalayamazsınız, çünkü o alanı sağlam temeller üzerine oturtan birkaç sebep var, yatırım gücü, içerdeki topluluğun büyüklüğü ve altyapı. Gelecekde her boyalı alanda bir dev, ondan beslenen birçok iş ortağı ve her boyalı alanda milyonlarca topluluk olacağını düşünüyorum. Yerelleşmeyi beceren, farklılaşan servisler ise büyümesi belirli bir seviyeyi geçemeyecek fakat sahibini ihya edecek işler olacağını düşünüyorum.
Posted