Instagram'ın Satın Alınması Neden Kötü Oldu ? #facebook #instagram


Facebook
Dün bildiğiniz gibi tüm dünya Facebook'un Instagram'ı alma haberiyle çalkalandı. Peki bu haber girişimcileri nasıl etkileyecek ? 

Bu satın almanın en önemli yanı artık sadece mobil ile (web'i ikinci plana atarak) de başarı hikayesi yaratılabileceği gerçeğiyle yüzleştik.

Her ne kadar 1 milyar'dan fazla fotoğraf yüklense de, Android sürümünün de çıkması ile 30 milyon'dan fazla kullanıcısı olsa da, henüz gelir modeli olmayan bir ürünün 1 milyar gibi bir dolarla satın alınması girişimcilik açısından çok kötü oldu. (Satan girişimci hariç tabi :)

Bundan sonra peki ne tip olumsuzluklar olacak ?

  • Gelir modeli olmayan ve gelir elde etmemiş birçok girişim 1 milyar dolar hayalleri kurmaya başlayacak.
  • "Önemli olan, çoğunluğu bir platformda toplamak, para sonra gelir zaten" diyenler çoğalacak,
  • iPhone uygulama geliştiriciler etrafa daha bir yüksekten bakacak, 
  • 13-14 kişilik şirketler "biz de 100 milyon ederiz" gibi cümleler kurmaya başlayacak.

Bu yazdıklarıma biraz şaşırabilirsiniz ama benim 1 milyar'ım olsa gider bir banka satın alırdım veya Hybrid araba işine girerdim. Unutmayın ki "yukarı hızlı tırmananlar aşağıya da hızlı iner."

Ne instagram ne de pinterest bu paraları etmez! Kendimizi kandırmayalım. Dünya değişti ama paranın rengi değişmedi. Sadece bu şekilde bir hava yaratılıyor. Dotcom krizinin daha büyüğünü yaşamamak için geçmişte yapılan hatalara tekrar bir gözatmamızda fayda var, yoksa çok daha büyük acılar çekeceğiz.

Şu sözlerle bitireyim:

Tehlikenin farkında mısınız ?

Birilerinin 'Kral Çıplak' deme zamanı geldi de geçiyor!

 

bi dost

Posted by Serkan Unsal
 

Dijital Girişimcilik Rehberi

Dijital Girişimcilik Rehberi 2010 sonbaharı ile 2011 yazı arasında yazdığım ve etrafımda sohbet ettiğim girişimcilerden derlediğim notlardan oluşan ve benim ilk yazdığım kitap olma niteliğini taşıyor.

Kitap

 

Kitabı yazmamda İsmail Hakkı Polat, Özgür Zan, Burak Büyükdemir gibi isimlerin de önemi büyük. Özellikle genç girişimciler için temel soruların cevaplarını bulabilmeleri için hazırlanan kitabın mizanpaj masraflarına ise Berna Şamiloğlu, Alaaddin Alpay ve Murat Tortopoğlu'nun büyük çabalarıyla Turkcell sponsor oldu. Sponsorluk süreci her ne kadar beklediğimden çok uzun sürse de Webrazzi'de duyurulduğundan beri gelen geri bildirimler beni oldukça heyecanlandırdı. Kitabın ilk 15 günde indirilme+webten okunma sayısının 6000'ı geçmesi de benim için güzel bir başarı oldu.

Kitabın tasarımlarını ise Ali Emre Doğramacı yaptı ve de çok da güzel yaptı. Kitabın ilk düz yazı halini bilen biri olarak kitabın geldiği şekil ve tasarım istediğimin çok daha ötesinde oldu. Zor kitap okunan bir dönemde kolay okunması için sarfettiğim çabaya da değdi. 

Kitapta halen ufak tefek yazım hataları görüyorum fakat dijital olmasının avantajını kullanarak ara ara güncelleme yapıyorum.

Umarım en az bir kişi bu kitap sayesinde biraz daha bilinçle bir girişimci olur da yıllar sonra "bir kitap okudum hayatım değişti" der :) ya da Girişimciliğin bir peri masalı olmadığı gerçeğini biraz daha fazla idrak etmiş olur.

Bir sonraki kitabıma ise dakick.com'u bir üst seviyeye taşıdıktan sonra başlayabileceğim. Notlar almaya başladım fakat önümüzdeki 3-4 ay pek zamanım olmayacak gibi gözüküyor. (Yeni kitap için SV gezisi yapmam gerekiyor.)

 

Posted by Serkan Unsal
 

Decentralized Marketing Age #pazarlama

Smithclones
Geleneksel Pazarlama, Dijital Pazarlama derken yeni bir pazarlama dönemine daha girdiğimizi hissediyorum. Bahsettiğim şey viral pazarlama değil aslında. "Evangelist Marketing" olabilir mi diye düşündüm fakat o da tam karşılamıyor. 

Dün akşam bir televizyon kanalında kanalın twitter adresi haber programı boyunca sağ alt köşede yer aldı. Buna alıştık aslında ama biraz sorgulayınca twitter için ne kadar faydalı olduğunu düşünmeden edemedim. Orayı kendi ürününüzün reklamı için kiralamak isteseniz ne kadar bütçe ayırmanız gerekirdi bir düşünün.

Markalar, evangelistler, early adopter'lar, celebrity'ler... hepsi şu anda twitter'ın, facebook'un reklamını yapıyor ve bunun için para da almıyorlar. Twitter ve facebook'un platform olması, yukarıda adı geçenler için fayda sunması, yeni mecralar yaratması açısından win-win bir durum söz konusu.

Kullanıcıların kendini ifşa etmesi, markaların iletişim mecrası olarak kullanması aslında en ucuz pazarlama yöntemi olabilir. Dijital pazarlamadan da önemli olduğunu düşündüğüm bu alan aslında instagram gibi 5-6 kişilik şirketler için hızlı büyümek ve globalleşmek için çok büyük fırsat! Şu şekilde açıklayım, Coca-Cola'yı düşünün, global anlamda pazarlama bölümünde kaç kişi çalışıyordur sizce ? Bir de instagram'ı düşünün. Sanırım pazarlama bölümü kurucusu dahil 2 kişiden oluşuyordur.  

Buradan çıkarmamız gereken şey şu; Ürününüzü, markanızı markalar, evangelistler, early adopter'lar, celebrity'ler için win-win yaratacak bir yapıya yaklaştırın! Dikey bir site bile olsanız, yataylaştırmaya, platformlaştırmaya çalışın, veya en azından başkalarının sizin adınıza sitenizi, ürününüzü, markanızı pazarlaması için sebep yaratın!

Son olarak biraz da abartayım, "Dijital Pazarlama öldü, Yaşasın Dağıtık Pazarlama"

not: biraz literatür taraması sonrası daha iyi bir kelime bulursam onunla değiştirme hakkımı da saklı tutuyorum :)

 

Posted by Serkan Unsal
 

#etohum #startupTurkey notlarım

Photo
Networking amaçlı gittiğim etohum Antalya kampında aklımda kalan en önemli şey etohum kampının artık bir  VC pitch'e dönüştüğüydü. Geçen seneki kamp havası bu sene yatırımcı-girişimci görüşmelerine dönmüş. Yatırımcıların çokluğu, vakitlerinin bolluğu girişimciler için bulunmaz fırsattı. Normalde bir VC'nin girişimciye 45 dakikadan fazla zaman ayırdığı görülmez ama VC'ler etrafta bol bol dolanıyordu ve girişimciler için bu süper bir fırsattı.

Girişimlerin demolarını daha önceden görmemiştim. Demoları gördükçe demonun ne kadar etkileyici bir pitching aracı olduğunu görmüş oldum. Çok güzel oyunlar vardı. Görseller de birçok yabancı oyunu aratmayacak türdendi. 

Minder projesi en çok ilgiyi gören girişimdi fakat bana sanki focus problemi yaşıyorlar gibi geldi. Target market konusunda biraz kafaları karışıktı. 

Infodif'in demosu çok etkileyiciydi, başta demodaki kişinin ne yaptığını anlayamamıştım fakat rujunun renginin video esnasında değiştiğini görmek çok etkileyiciydi. Video processing nasıl ticarileştirilir bir fikrim yok fakat Infodif'de bir fırsat olduğu kesin.

Mijastore da ekibin cesareti ve background'ları nedeniyle baştan beri sevdiğim bir proje. Kurucuları ile kısa bir süre konuşma fırsatı buldum, Asos örneği, marka olma hedefleri bana "Marka yaratma" konusunda yazdığım yazıyı hatırlattı. Marka yaratma konusunda, pazarlama konusunda deneyimli ve başarılı bir yatırımcı/partner ile çok doğru yerlere gelebilirler. Klasik bir eticaretçi finansal güç dışında işlerine yaramaz gibi geldi.

Geçen senenin etohum girişimlerinden MyDLP'nin 2011 performansını duyunca şaşırdım, ben pek şans vermemiştim fakat çok iyi büyümüşler. Takdir etmemek elde değil.

Mobil operatör'de eski iş geliştirme görevimde olsam herhalde yine geçen senenin etohum girişimlerinden Gideros'a yatırım yapardım. 

Son bir not da speed networking ile ilgiliydi. n*n tanışma nasıl olur diyordum, herkes en fazla 30 kişi ile tanışabildi speed networking'de. Sonrasında lobide ve yemeklerde sektörden değerli insanlarla tanıştım. 

Özetle; güzel bir etkinlik oldu, tüm sektör az çok dinlenme ve işten uzaklaşma fırsatı bulduğu için de kafa dağıtmış olduk. Seneye daha da büyük bir etkinlik bizleri bekliyor.

 

 

 

Posted by Serkan Unsal from Antalya, Turkey
 

aldım verdim ben seni yendim #projeyonetimi

Y jenerasyonu ve öncesi bilir, çocukluğumuzda adım atarak söylediğimiz bir tekerleme vardı(aldım verdim ben seni yendim). Proje yönetiminde adım adım müşteriye yaklaşmaya odaklanmışken aklıma gelen ilk şey bu tekerleme oldu. 

dakick.com'da beta olarak açıldığımızdan ilk günden beri yaptığımız en önemli şey küçük yüzlerce adım atma modeliyle ilerlemek oldu. Her adımda hem müşterilerimize biraz daha yaklaştık hem de yoğun reklam kampanyalarımız öncesi (henüz başlamadık) hedeflerimize nasıl ulaşacağımızla ilgili oldukça detaylı bilgi sahibi olduk.

Tam bu yazıyı hazırlamadan yirmi dakika önce 3 Şubat itibariyle de son 2 ayki en iyi günümüzü geçirdik. Tahminen önümüzdeki 2 hafta icinde yirmiye yakın adım daha atacağız ve katlanarak büyümeye devam edeceğiz. Tabi sonrasında yoğun reklam kampanyamız başlayacak ve uçağı havalandıracağız. (Kendimizi şimdilik uzun bir pistte hızlanan bir uçak olarak görüyorduk, havalanmamıza da az kaldığını çok net görebiliyorum.)

Özellikle girişimcilere ve dijital dünyada ürün geliştiren, ürün yönetenlere tavsiyem, küçük birçok adım atın! Bu adımlarınızı ne tarafa doğru atacağınızı da müşteri davranışlarına göre yapın, yanlış adım atmaktan da çekinmeyin, en fazla bir adım kaybedersiniz, telafisi iki adımla düzeltilir. Adımlarınızın yönünü belirlerken de yine çocukluk yıllarımızdan bir oyun ile özdeşleştirelim. "Sıcak-Soğuk". Size "sıcak" da diyecek, "soğuk" da diyecek olan müşteri davranışlarınız!

Özetle; "aldım verdim ben seni yendim" ve "sıcak-soğuk" oyunlarını iş dünyasında da kullanın!

 

Posted by Serkan Unsal
 

etohum 40 ile ilgili yorumlarım #etohum

Bugün Bahçeşehir Üniversite'sinde gerçekleştirilen ve Burak Büyükdemir'in 1 yıldır büyük emeklerle bu noktaya getirdiği 40 girişimi ve 15 girişimi inceledim.. Kısaca aklıma ilk gelen yorumları yazdım. Çok derin analizler yapmadığımı da belirteyim.  Bazı projeler iyi fakat erken yatırım aramışlar, kendini pazarda ispatlayıp sonra yatırım ararlarsa etohum 15'e girememelerine rağmen şansları oldukça yüksek.

 

Yorumlarım ile ilgili detay isteyenlerin bana twitter'dan ulaşmaları yeterli. Mention'ların tamamını okuyorum ve cevaplıyorum. 

 

Tekrar bir hatırlatma yapayım: Yorumlarımı birer paragraflık yazıları ve web sitelerine 1-2 dakika bakarak yaptım. Kimse motivasyonunu yitirmesin, hepsi yapıcı eleştiriler. 2-3 girişim hariç hepsi de bir yerlere gelebilir. Bazıları girişimlerinde evrimleşmeye gidip ticari kaygıları giderebilirler, bazıları ise belli bir kullanıcı, müşteri bazına ulaştıktan sonra yatırım alma potansiyellerini çok daha yukarılara çıkarabilirler.

 

Normalde sizleri değerlendiren komite tahminen şunlara dayanarak sizleri seçmişlerdir:

  • Girişimcinin ticari zekası,
  • Teknolojik bir girişim ise teknolojik yeterliliğiniz
  • Girişimcinin yaptığı iş ile ilgili geçmiş tecrübeleri,
  • Girişimcinin işini sahiplenmesi ve her ayrıntısını düşünmüş olması
  • Girişimin ticarileşme potansiyeli ve iş modeli
  • Girişimin bulunduğu pazardaki büyüme oranları
  • Girişimin bulunduğu pazarda zorluklar olup olmadığı

 

 

Proje

Yorum

1. iyibilir.com:

Eğitim işleri okul ve devlete çok bağlı, çok parametresi olduğu için riskli bir iş. (en riskli alanlar en çok da fırsatın olduğu alanlar olabilir.)

2. Millandfashion.com

Fazla niş bir eticaret projesi

3. OpenAgenda

Ticari modeli güçlü fakat çok hızlı büyüyemeyebilirler.

4. Giysicini.com

markafoni veya trendyol’un yerinde olsam yatırım yapardım.

5. Akillibaslangic.com

e-bebek’in yerine olsam yatırım yapardım

6. Foodback

Ticari modelleri iyi fakat büyüme problemi yaşayabilirler, market entry barrier’leri şu anda zayıf, mekanist hemen kopyalayabilir.

7. Etrafimda.com:

QR kode early adopter’ların bile hala çekinerek kullandığı bir teknoloji, çok büyüyemeyebilir.

8. Last Moon Games

Kısa sürede oyun geliştirebilmeleri çok iyi, oyundan para kazanma yetenekleri de varsa yolları açık.

9. Dekoreko.com

Evmanya veya evoria’nın yerine olsam yatırım yapardım.

10. Yurtlarburada.com

Çok büyüyecek bir proje değil ama hayatta kalabilir ve kılpayı kar’lı bir proje olabilirler.

11. Apsiyon.com

Bu işin pazarlamasını nasıl yapacakları başarıları ile doğru orantılı. Apartmanların para verip vermeyecekleri belli değil. Birkaç büyük siteyi bağlayabilirlerse büyüyebilirler. (Güncel bilgi geldi: Oldukça fazla apartman şu anda kullanıyormuş.)

12. Mobil Soru 

Bunu platform haline getirip kullanılabilirlik konusunda da ilerleyip dersanelerin rahatça kullanabilecekleri bir hale getirirlerse bir miktar büyüyebilirler.

13. Mijastore 

Trendyol’un yerinde olsam yatırım yapardım, ekip iyi, kadınlara odaklanmaları iyi, eşsiz olmaları iyi. 3 vakte kadar yatırım alırlar.

14. BiAcayip.com

Büyürler hatta karlı bir iş de olabilirler fakat ne kadar büyürler emin değilim.

15. Minder.com 

Patent alabilirlerse ve devlet desteği alırlarsa büyüyebilirler.

16. Popkop.com

Ticari tarafı zayıf fakat ekip iyi.

17. Connected2.me

Tek kişilik ordu gibi bir proje, başarı hikayesi olabilecek bir proje fakat ticari modeli zayıf.

18. Parlakbirgelecek.com

hangiuniversite.com ile işbirliği yapabilirler.

19. Lamagama

PS3’e oyun geliştirebilmeleri çok iyi, bu yeteneği satarak bir ekosistem kurarlarsa çok büyüyebilirler.

20. Fiyatbilir.com

Temel gereksinimleri internetten alırlar mı emin değilim. Tuvalet kağıdınız bitti diyelim, internetten mi sipariş verirsiniz, gelirken yoldan ilk gördüğünüz marketten mi ? 

21. Alışveriş Kulüpleri

Özel alışveriş kulüplerinden satış karşılığı para alıyorlarsa bir miktar büyüyebilirler. Firsatbufirsat ile aynı kaderleri var.

22. Udo Games

Oyunları ne kadar tutar, hangi noktalara gelirler emin değilim, oyun satış adediyle gelmeleri iyi olurdu.

23. Gimora.com

Sina Afra ve Emre Kurttepeli ile yarışamayabilirler.

24. Infodif

Teknik yetenekleri çok kuvvetli, tam bir salesman’e ihtiyaçları var, o durumda çok büyüyebilirler.

25. Knoobl

Eğitim ve mobil birarada olduğu için çok erken bir proje olabilir.

26. Padmenu

Başarılı olup olmayacakları 1 sene içinde bağlayabilecekleri restoran sayısına bağlı. Mekanist’in yerinde olsam yatırım yapardım.

27. Abonekit

Lansman sonrası ilk 6 aylık performanslarına göre yatırımcı aramaları daha doğru olur.

28. Alictus.com

Ticarileştirebilirlerse büyüyebilirler.

29. ollaa.com 

İş modelleri zayıf fakat ekip çok iyi.

30. Mobil Uygulamam

Bunun için biraz erken, belki Amerika’da veya İngiltere’de olsalar tutabilir. Ekip iyi.

31. Mutualizm 

İş modeli zayıf ve hedef kitle çok küçük.

32. WASD

İş modeline ve tarayıcı tabanlı oyun pazarına göre yorum yapayım.

33. BMsmart

Kendi yağları ile kavrulup 1 senelik performanslarına göre yatırım aramaları gerekiyor. Ekip iyi. Turkcell, Turk Telekom gibi firmalar ilgilenebilir.

34. Buggum

Ekip iyi fakat business tarafları ne kadar kuvvetli net bir bilgim yok.

35. Vanilyaclub – 

Pazarın büyüklüğünün deneme malzemesi sayısı kadar olması büyük problem. Ekip iyi.

36. Üniversitelianlatsin.com 

Farklı bir proje, üniversitelerin kabullenme durumları incelenmeli. Proje lansmanı sonrası 1 yıl pazardaki geri bildirimlere göre yatırım aramalı. Sıfır noktasında yatırım almaları zor.

37. Drawium

Genelde bu tip ürünlerin bedavası bulunabiliyor fakat o algıyı değiştirebilirlerse büyüyebilirler.

38. Funrika – istar

Creative Ajanslar viral amaçla kullanabilirler. 41-29’un yerinde olsam yatırım yapabilirdim.

39. Wimsh

İş Modelleri zayıf. Üniversitelerde ne kadar çok yayılırlarsa o kadar çok ilgi çekebilirler. Ortakantin gibi bir sitenin bünyesine katılabilirler.

40. Trendpin.com

Ne olduğunu anlamadım. (Güncel bilgi geldi: pinterest ile tivodo karışı bir servis sanırım.) Üye sayısını belli bir rakama getirdikten sonra yatırım aramalılar.

 

 

 

Posted by Serkan Unsal
 

doğru soruyu sormak #inovasyon

Kimin söylediğini hatırlamıyorum ama bir derste hoca "dünyada bir çok problem var, birine odaklanın ve çözün" demişti. Örneğin "araba lastiklerinin geri dönüşümünün olmaması çok büyük bir problem, bu problemi çözün, zaten köşeyi dönersiniz" gibi de bir cümle ile tamamlamıştı konuşmasını :)

Questions4

Doğru sorunun "Araba lastiklerini nasıl geri dönüştürebiliriz ?" olmadığını bugün gördüğüm bir haberle anlamış oldum. Japon lastik üreticisi Bridgestone doğru soruyu bulmuş gözüküyor. "Geri dönüşümlü lastik nasıl yapabiliriz ?". Termoplastik reçine kullanılan lastiklerin geri dönüşümü oldukça kolaymış.

İnovasyon için doğru soruyu bulmak yolun yarısına gelmek demek olabilir. Bu yüzden önce tanımladığınız problemle ilgili kalıpların dışına çıkarak doğru soruyu bulmak gerekiyor.

Posted by Serkan Unsal
 

neden google plus ?

Google elindeki çok güçlü varlıklara rağmen son yıllarda sosyal medyada hayal kırıklıkları yaratmış ve tüm eleştiri oklarını üzerine çekmişti.

Screen_shot_2012-01-13_at_9
Her ne kadar Google Wave'i faydalı bulmuş olsam da Google'ın yeterince arkasında durmaması ve kullanımdaki bazı zorluklar hüzünlü bir sonla bulmuştu.

Sosyal medyaya ve sosyal ağlara kafa yoran ve bu konuda bir de site açmış biri olarak Google'ın yapabileceği iki şey olduğunu uzun zamandır savunurdum. Google sosyal medyada varlığını kabul ettirmek için ya youtube gibi en büyük varlığını dikey bir sosyal ağa çevirmeliydi ya da arama da dahil tüm gücüyle yatay bir sosyal ağ yaratmalıydı.Google ikinci yöntemi denedi, sonrasında da youtube'ü geçtiğimiz aylarda daha da sosyalleştirdi. 

Google, Search Plus ile belki de kuruluşundan bu yana Youtube'den sonra en çok desteği Google Plus'a vermiş oldu. Yayıncılar Google Search Plus'dan dolayı Plus'a mecburen önem vermek zorundalar. Kullanıcılar için en büyük motivasyon ise sosyal youtube, sonrasında da sosyal arama gibi gözüküyor. Şu anda facebook ve twitter'a göre kullanıcı tarafında biraz daha fazla motivasyon yaratılması gerektiğini düşünsem de "Google'ın planları vardır" diye ümit ediyorum.

Google Plus ile ilgili en büyük sıkıntılar Google Apps ile ilgili karışıklıklar ve PubSubHubBub'ı google'dan birileri yapmış olmasına rağmen Google Plus'da bu desteğin olmaması. Halk dilinde anlatırsak, Twitter'ı, facebook'u, friendfeed'i, RSS'leri plus accountunuza input olarak bağlayamıyorsunuz.(Bu da içerik üretmede sıkıntılara neden oluyor.)

dakick.com olarak siteye +1 butonlarımı aylar önce koymuştuk, google plus sayfamızı (brand page) açtık, search plus etkilerini önümüzdeki 2-3 hafta inceleyip paylaşmak dileğiyle. 

Posted by Serkan Unsal
 

markaların ağzı var mıdır ? #sosyalmedya #markayonetimi

Mouth
Son zamanlarda aklıma gelip gelip dillendirmediğim bir konu vardı. Bugün bir markanın facebook fan sayfasında müşterileriyle konuşmasına şahit oldum ve artık bu konuyu dillendirmenin zamanı geldi diye düşünüyorum.

Markaların ağzı var mıdır ? Yani bir ayakkabı, bir perde, bir otomobil sizinle konuşur mu ? "Naber Serkan, bugün hiç kaputumu açmadın, klimayı çalıştırmadın" der mi ? 

Markanın temsilcilerinin bizlerle olan iletişimi, ürünün bize yaşattığı deneyim ayrı, markanın direkt olarak bizimle konuşması ayrı. 

Konuya dönemsel olarak bakarsak belki durumu daha net açıklayabilirim.

B.S (Before Socil media) ve A.S (After Social Media) diye iki ayrı dönem çizersek B.S. döneminde bir halka ilişkiler vardı, o da kırk yılda bir konuşurdu, bir de üst düzey yöneticiler arada sırada geleneksel medyada boy gösterirdi. 

A.S. döneminde ise markalarla iletişim neredeyse ahbap çavuş ilişkisine döndü, neredeyse gün de 3-4 kez bize selam veren, naber diyen (!) markalar türedi. 

B.S. döneminde kılı kırk yararak açıklama yapan markalar şimdi gün içerisinde defalarca iletişim kurmaya başladılar. Ya B.S. döneminde az konuşuyorlardı, ya A.S. döneminde çok konuşuyorlar. 

Tabi en önemli soru da şu, bir marka sizinle konuşur mu ? konuşmalı mı ? 

Sorunun cevabını bilmesem de benim kişisel görüşüm X markasının benimle konuşması yerine X markası Editor'ü, X markası Pazarlama Uzmanı...'nın benimle konuşmasını tercih ederim. En azından konuştuğumun insan olduğunu unutmam ve bir marka ile konuşma gibi komik bir duruma düşmem. 

not: Bir gün biri sizi kanepeyle konuşurken görürse ona bu yazıyı hatırlatın :)

Posted by Serkan Unsal
 

iyi bir pazarlamacı mısınız ? #pazarlama #inovasyon

Elinizde süper bir ürün yok diyelim, hatta ürününüz "commodity" olmuş ve rakiplerinden çok da fark yaratmayan bir "mal" haline gelmiş diyelim. Hatta biraz daha şartları zorlayalım, ürününüz rakiplerinizden kötü, sağlığa zararlı... diyelim. Ürünü nasıl iyi bir noktaya getirebilirsiniz ? Nasıl pazarlarsınız ?

Marketing_589945
Örneklerle ilerleyelim.

Elinizde sağlığa zararlı olduğu az çok bilinen, vücuda bir faydası olmayan, soğuk olmadığında da tazı tuzu olmayan bir içecek* var ve satmanız gerekiyor diyelim. Ne yaparsınız? Biraz düşünün.

...

...

Elinizde bir iç çamaşırı markası** var diyelim, kumaşından şekline kadar çok fazla seçeneğiniz yok, ürün belli, diğer rakiplerinden fazla fark yaratacak bir seçeneğiniz de yok. Ne yaparsınız? Biraz düşünün.

...

...

Şimdi *'ın Coca Cola, **'ın Victoria's Secret olduğunu düşünün. Meyve suyu, süt varken nasıl oldu da Coca Cola gibi garip bir içecek dünya markası oldu. Ben kendime soruyorum bu soruyu ve sanırım ben Coca Cola'yı şu seviyeye getiremezdim :) Bu tip ürünlerde yaşattıklarınızla ve müşteriye yaşattıklarınızla özdeşleştirilmeden bahsedilir fakat bu o kadar da kolay bir süreç değil.

Victoria's Secret de de durum aynı. Tahminen VS'e ürün odaklı yaklaştıysanız, farklı bir şekil (!), farklı bir kumaş ile inovasyon yaratmaya çalışırdınız. En azından ben öyle başlardım sanırım. Az önce geleneksel VS Yılbaşı defilesini izledim :) Erkekler için "melek" kavramını da işin içine dahil edip, erkeklerin tapacağı figürler yaratıp, kadınların da o figürlerden biri olmak için ürüne olan bağlılığı en üst düzeylere çıkmış gözüküyor. Artık en başta söylediğimiz sıradan bir iç çamaşırına rakiplerinin belki de 10 katı para ödemek için yeterli motivasyonumuz var.

Son sorularım geliyor. Ürün inovasyonu mu ? pazarlama mı ? Bir de kendinize soru: İyi bir pazarlamacı mısınız ?

 

 

 

Posted by Serkan Unsal